♥♥♥♥ TÜM GÖNÜL DOSTLARIMIZIN, BLOG SAYFALARINDAN YEMEK VE GEZİ PAYLAŞIMININ VEFALI ARKADAŞLARIMIZIN, MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI KUTLUYOR, SAĞLIK SIHHAT BİRLİK DİRLİK ESENLİK İÇİNDE DAHA NİCELERİNE SEVENLERİ VE SEVDİKLERİ İLE ULAŞMALARINI DİLİYORUZ... ♥♥♥♥
SEYYAH & SOFRAM...

31 Ekim 2008 Cuma

Yeşil Zeytin Salatası

Yeşil Zeytin Salatası


Yine arşivimde yayınlanmasını unuttuğumuz bir tarifimi daha buldum. Bu salatayı biz çok severek yeriz. Antakya'dan eşimin kuzeninin göndermiş olduğu (ki sağolsun her sene zamanı geldiğinde yollar) taze yeşil zeytinlerden yaptık. Yeşil zeytin zamanının geldiği şu sıralarda sizlerle paylaşmak istedik...


Malzemeler:
1 kâse çekirdekleri ayıklanmış yeşil zeytin
1 kuru soğan
1 çorba kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı domates salçası
1 çorba kaşığı limon suyu
2 çorba kaşığı nar ekşisi
2 çorba kaşığı zeytinyağı




Yapılışı:
Doğradığınız soğanı, salçaları, nar ekşisini, zeytinyağını iyice karıştırın. Sonra doğranmış zeytini de ilave edip karıştırın. Bir servis tabağına alarak, buzdolabında en az yarım saat bekletip servis yapın. Arzu ederseniz bu salataya domates ve kekikte ekleyebilirsiniz, ekşi ve yağ miktarını da ağız tadınıza göre artırıp, azaltabilirsiniz.
Afiyet olsun.


(NOT: Diğer blogcu sayfamızda daha önce yayınlamış olduğumuz tarifler için
Ekşili Yeşil Zeytin ve Kırma Yeşil Zeytin )

29 Ekim 2008 Çarşamba

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun...


Cumhuriyet Bayramımız, bu ülkeye ait olduğunu düşünen; bu ülke için bir çivi çakan ve bu ülke için canını feda edebilecek herkese kutlu olsun !!!


Başka "Cumhuriyet"e ihtiyaç yok...

28 Ekim 2008 Salı

Blogger erişime açıldı



Blogger erişime açıldı

hakkımız olanı aldık:-)))yayına devam

(Alıntı)
Geçtiğimiz cuma günü erişime kapatılan Blogger'ın yasağı bugün öğle saatlerinde kaldırıldı. Siteye erişim yeniden engellenebilir.

Blogger.com'un 4 günlük yasaklanma macerası nihayet sona erdi. Artık herkes blog'una giriş yapabilir. Chip.com.tr'nin Google Türkiye'den aldığı bilgiye göre, geçtiğimiz Cuma günü Türkiye'den erişime kapatılan www.blogger.com, 4 günlük yasaklama macerasından sonra tekrar özgürlüğüne kavuştu. Bilindiği gibi popüler blog sitesi Blogger, Lig TV'den yapılan şikayet üzerine erişime kapatılmıştı.

Kararın kaldırılma nedeni ise şimdilik "delillerin yetersiz olması ve yeni delillerin toplanma isteği" olarak açıklandı. Eğer bir gelişme olmazsa, bir süre sonra aynı yasağın tekrar gündeme gelmesi de beklenebilir...

Birçok yasaklı site arasına Blogger'ın da eklenmesi, belki de bugüne kadar gösterilen en büyük tepkiyi de beraberinde getirmişti.

(Chip.com.tr)

26 Ekim 2008 Pazar

Biz halk olarak ''BECERİRİZ''...



Biz halk olarak ''BECERİRİZ''...

Millet olarak birşeyin cılkını çıkarmakta üstümüze yoktur herhalde. Girdiğimiz her işin içine eder bırakırız. Birileri işe yarar, insanlığa faydalı birşeyler yaptı mı hemen kolpasını, sahtesini, artık orjinaline dair olmayan ne varsa onu çıkarırız. Biri hakkımızda gerçekte olsa olumsuz bir fikir beyanında bulundu mu hemen karşı cephe açar, savaş açarız. Biz böyle bir milletiz işte, bizden iyisini hazmedemiyoruz. Bize yapılan eleştirileri de hazmedemiyoruz. Hatta bu hazmedememenin neticesinde çoğu zaman kurunun yanında yaşı da yakarız ve bize göre yaptığımız herşeye değmiş ve sorun kökten halledilmiştir. Halbuki kendi kendimizi kandırdığımızın biz de farkındayızdır.

Son zamanlarda bu bahsettiğim şeylerin en bariz örneğinin internet dünyasında sık sık görmeye başladık. İlk olarak youtube‘un bir kaç densizin yüklediği videolar yüzünden tüm Türkiye’de yasaklanması ile başladı bu silsile. Aslında bu olay o tarihten sonra olacaklarında habercisiydi ancak ben gibi çoğumuz bunun farkında değildik. Youtube’un ardından Google groups, Wordpress ve daha hatırlamadığım bir çok dünya çapında yaygın olarak kullanılan hizmetler Türk kullanıcılarının hizmet erişimine Türk mahkemeleri tarafından kapatıldı. Kimler geldi kimler geçti bu yasak çemberinden diye düşündüğümüzde aslında olayın ciddiyetini daha iyi kavramış olacağız. Bir kişinin isteği üzerine milyonlarca insan bir hizmetten mahrum bırakılıyor. En son yasak kurbanı ise ne yazık ki milyonlarca blog yazarının bulunduğu Blogger oldu. Artık her sabah kalkıp düzenli olarak girdiğimiz bir sitede veya hizmette, bir sabah kalkıp da o beyaz fonda kabus gibi duran kırmızı fonlu yazıları görme korkularıyla başbaşayız saolsunlar. Gerçek dünya da bizleri rahat bırakmadıkları gibi sanal dünyada artık özgür değiliz. Özgürlüğümüzü öyle ya da böyle bir yolunu bulup kısıtlamak adamların hobisi haline geldi.

Yasaklara karşı silahımız ilk başlarda dns ve ağ ayarlarında bir kaç ufak değişiklikti ancak belli bir süre sonra o da işe yaramadı ve imdadımıza ninja gibi proxy siteleri yetişti. Başta ktunnel, vtunnel ve ntunnel vardı ancak artık a’dan-z’ye kadar herhangi bir harfi tunnel başına koyun girin bu hale geldi:)….olsun amaç hizmet olduktan sonra çoğalmaları internet kullanıcıları açısından daha iyi. Velhasılı kelam istedikleri kadar yasak koysunlar, demokrasilerde çare tükense bile internette çare tükenmez bunu da iyi bilsinler….

alıntı:
BECERİRİZ

24 Ekim 2008 Cuma

NİHAYET BU DA OLDU....


NİHAYET BU DA OLDU....

KİM NE YAPTI İSE....
YAPILANLARIN KARŞILIĞINDA BLOGGER'E DE TÜRKİYE'DEN ERİŞİM MAHKEME KARARI İLE ENGELLENMİŞ....
BİZLERİN YILLARIN BİRİKİMLERİMİZE DE ERİŞİMİMİZ ENGELLENMİŞ OLUYOR....
YILARDIR KENDİ ARASINDA ÇIKARSIZ PAYLAŞIMLARI İLE BİRBİRİNE ULAŞMIŞ,
SAYILARINI BİZLERİN DAHİ BİLEMEYECEĞİ KADAR KİŞİYİ DE MAĞDUR ETMİŞ OLDULAR....
YAZILACAK SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR DA....
İŞTE....
SÖZ'ÜN BİTTİĞİ YERDE SESSİZLİK BAŞLIYOR....
AMA...
''KABULLENME' OLARAK ''KABULLENİLMEMELİ''....
TEKRAR GÖRÜŞÜNCEYE KADAR...
BAKALIM...
NE ZAMAN'mış...

23 Ekim 2008 Perşembe

Mercimekli köfte

Mercimekli köfte

Host unlimited photos at slide.com for FREE!

Malzemeler:
2 su bardağı mercimek

1 su bardağı köftelik bulgur
2 çorba kaşığı biber salçası
2 çorba kaşığı domates salçası
1 adet kuru soğan
4 adet taze yeşil soğan
Maydanoz, tuz, kırmızıbiber, kimyon
Zeytinyağı (göz kararı arzuya göre)
1 çorba kaşığı nar ekşisi




Yapılışı:

Mercimeği üzerini 2 parmak geçecek şekilde suyla ateşe oturtun. Kırmızıbiber ve tuzu da ekleyin. Mercimekler piştikten sonra bulgur, kimyon ve salçaların yarısını da katıp karıştırın, üstünü kapatıp el dayanabilecek sıcaklığa gelene kadar bekletin. Sebzeleri ince doğrayın, kuru soğanı yağda soteleyin, salçaların yarısını da ekleyerek karıştırın biraz daha kavurun. Mercimekli bulguru yoğurun, sotelenen soğanı yağıyla beraber ilave edin ve yoğurmaya devam edin. En son maydanoz, nar ekşisi ve yeşil soğan ekleyin, karıştırın, elde köfte şekli vererek, varsa marul yapraklarının üzerine dizin, üzerine arzuya göre nar ekşisi de gezdirerek servis yapın.
Afiyet olsun.

21 Ekim 2008 Salı

Mangalda Köfte

Mangalda Köfte

Yazın yazlık keyiflerimizden biri daha, malum şehirde mangal yapmak mümkün değil, ancak yazın annemlere gittiğimizde yapabiliyoruz. Etimizin içine rendelediğimiz soğan, sarımsak, kimyon, kırmızı pul biber, karabiberle etimizi iyice yoğurduktan sonra köfte şekli verip biraz dolapta beklettik, baharatları et iyice içine alsın diye, babamda mangalı yakıp güzelce köz yaptı. Bu çok önemli çünkü ateşin etlere değmemesi gerekli sağlık açısından, o zaman zararlı olabiliyor. Eşimde köftelerimizi ve domates, biberlerimizi pişirdi, tabi bu tazecik domates ve biberler de bahçemizden…

Ailece güzel bir akşam keyfi yaptık, sonrasında da sahilde yürüyüşe !…

19 Ekim 2008 Pazar

Kemalpaşa tatlısı

Kemalpaşa tatlısı

Bu tatlıyı ramazanda yapmıştım. Kolay ve pratik bir tatlı olan Kemalpaşa tatlısının paketlerinin üzerinde tarifleri var. Severek yediğimiz bu tatlıyı sizlerle de paylaşmak istedim.

Malzemeler:
1 paket hazır Kemalpaşa tatlısı
5 su bardağı su
5 su bardağı şeker
1 çorba kaşığı tereyağı
Limon suyu

Süslemek için:
Hindistan cevizi, Antep fıstığı, ceviz içi


Yapılışı:
Su, şeker, limon suyu ve tereyağını koyun şeker eriyince kuru tatlıları da ekleyin. Şerbet kaynadıktan sonra kısık ateşte tatlılar iyice şerbeti çekinceye kadar pişirin. Yalnız şerbet iyice bitene kadar pişirmeyin, şerbet tencerenin dibinde bir parmak yüksekliğinde kaldığında ateşten alıp, soğumaya bırakın. Sonra servis tabağına alın. Arzunuza göre kalan şerbeti tatlının üzerinde gezdirip Antep fıstığı, ceviz içi veya Hindistan ceviziyle süsleyip servis yapabilirsiniz.
Afiyet olsun.


Gezimizden görüntüler için:
Şirince (gidilesiyerler)
Şirince (gittiklerimden)

17 Ekim 2008 Cuma

Meyveli Kek

Meyveli Kek
(ve PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ 27 )

Bu keki Birsel ve İrem arkadaşımızın ev sahipliğini yaptığı porselen demlik çay saati etkinliğine gönderiyor kendisine kolaylıklar diliyorum.
Ben bu kekin tarifini Pastacı Kızın sayfasından ( MEYVELİ KEK TARİFİ ) alıp pişirdim. Çok güzel portakal aromalı bol meyveli bir kek oldu, ailecek çok beğendik. Özellikle de çocukların seveceği türden bir kek. Ben aşağıda malzemeleri değiştirmeden verdim. Yalnız yumurtalar biraz küçük olduğundan 4 yerine 5 yumurta ve 3 su bardağı un kullandım. Sıvıyağ olarak zeytinyağını kullandım. Ben o an evde olmadığından kuru meyve şekerlemesi kullanmadım, sadece üzüm ve kayısı kullandım. Üzüm ve kayısıları önce suda bekletin ve kayısıları küçük küçük kesip üzerine un serpin. Un meyvelerin dibe çökmesini önleyecektir. Şimdi kekimizin yapımına geçebiliriz.

Host unlimited photos at slide.com for FREE!
Malzemeler:
4 yumurta
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 çay bardağı portakal suyu
Kuru meyve şekerlemesi
Üzüm, kayısı, portakal kabuğu rendesi
1,5 su bardağı şeker
2,5 su bardağı un



Yapılışı:
Yumurtaları şekerle köpürüp beyazlayana kadar çırpın. Sonra sıvı malzemeleri portakal kabuğu rendesini, kabartma tozuyla karıştırılmış unu ve unlanmış kuru meyveleri, vanilyayı sırasıyla karışıma katarak yavaşça söndürmeden karıştırın. Kek kalıbına dökerek i80 dereceli fırında pişirin. Soğuduktan sonra dilimleyerek servis yapın.
Ben bu kekimi geçtiğimiz yıl silikon kalıp aldığımda yapmıştım. Yalnız silikon kalıpta diğer kek kalıplarına göre daha uzun sürede pişiyor. Ama piştikten sonra kalıptan biraz soğumasını bekleyerek çıkarın, ben sabırsızlığımdan sıcak sıcak çıkardım, gerçi bir şey olmadı ama eliniz birazcık ta olsa yanıyor, zorlanıyorsunuz. Pastacı Kıza bu güzel tarif için teşekkür ediyorum.
Afiyet olsun.

15 Ekim 2008 Çarşamba

Ekşi Aşı (Antakya Usulü)

Ekşi Aşı (Antakya Usulü)

Sizlerle yine Antakya’dan güzel bir lezzeti paylaşmak istiyorum. Antakya’da oruk (içli köfte ) yapıldığında mutlaka ekşi aşı da yapılır, tabii malzeme ona göre fazla tutulur. Bu da oruk yaptığımız bir günde yapmış olduğumuz ekşi aşı, aslında yapalı çok oldu, tabii ben yapmadım, kendim de yapıyorum ama bu, canım Hatice ablamın yaptığı ekşi aşı, epeydir arşivde yayınlanmayı bekliyordu. Ama ben size malzemeleri bu tarife göre ayarlayıp öyle vereceğim. Canım Hatice ablam ellerine sağlık…

Image Hosting by PictureTrail.com

Malzemeler:
500 gr bulgur
300 gr yağsız kıyma
1 küçük kuru soğan
1 çorba kaşığı biber salçası
1 çorba kaşığı un
Tuz, su

İç Harcı İçin:
500 gr orta yağlı kıyma
200 gr ceviz içi
1 kuru soğan
Kırmızı pul biber, karabiber, tuz

Suyu İçin:
4-5 diş sarımsak
1 kuru soğan
1 kg domates rendesi
3 çorba kaşığı zeytinyağı
2 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı nar ekşisi
1 tatlı kaşığı şeker
1 çorba kaşığı domates salçası
Pul biber
1 çorba kaşığı nane, tuz,su




Yapılışı:
İç harcın hazırlanışı:

Kıymayı kavurun, daha sonra incecik doğranmış soğanları da ilave edip soğanların rengi değişene kadar kavurmaya devam edin. Biz çok fazla soğanlı sevmediğimiz için bu kadar soğan kullandım. Aslında soğan arzuya göre daha fazla konulabiliyor. Sonra pul biberini ve ince kıyılmış cevizleri de ekleyip biraz daha kavurup, ateşten alın, karabiberini serpip soğumaya bırakın. İç harcın bulunduğu kabı hafifçe eğerek yağların süzülmesini sağlayın. Yağını süzmezseniz oruklar pişme sırasında patlayabilir.

Dış harcın hazırlanması:
Büyük bir tepsiye bulguru dökün, üzerine salça, tuz ve 1 küçük soğanı doğrayın, bulgur ıslanacak şekilde biraz soğuk su ekleyip ıslatın. Bunu et makinesinden iki defa geçirin. Elinizi ıslatarak bulguru iyice yoğurun, unu da ilave ederek, kıvamını bulana kadar yoğurun. Kıvamını bulunca daha önceden rondoda iyice çektiğiniz yağsız kıymayı, yavaş yavaş ekleyerek yoğurmaya devam edin. Pürüzsüz macun gibi bir kıvama gelince olmuş demektir.

Bu harçtan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak, elinizde yuvarlayın. Sonra işaret parmağınızla resimdeki gibi incecik oyun,(aynı içli köftede yapıldığı şekilde) iç harcını koyun, elinizle çevire çevire açık kısmı kapatın. Daha sonra iki avucunuzun arasında oruğu birkaç sefer çevirerek düzgün bir şekil almasını sağlayın. Bu işlemleri yaparken elinizi ıslatmayı unutmayın. Bir de bu harçtan fındık veya fındıktan biraz büyükçe parçalar kopartıp avucunuzda yuvarlayarak minik köfteler yapın.


Bu köftelerin içine Antakya’da aslında içyağı, tuz ve nane karışımı ya da margarin tuz, nane karışımı koyarlar. Ama biz bu şekilde yemediğimiz için oruk (içli köfte)iç harcından hazırlıyoruz.

Suyunun Hazırlanması:
İnce doğradığınız soğan ve sarımsağı zeytinyağında hafifçe sarartın. Domates rendesini (ben kışın yaptığım için yazdan hazırladığım 1 kavanoz domates rendesini kullandım) ve salçayı ekleyin. Bir taşım kaynadıktan sonra suda ezdiğiniz unu ve nar ekşisini ilave edin. Yeteri kadar suyunu(4 su bardağı kadar), şekerini ve tuzunun koyun. Bir çorba gibi sulu olacaktır. Bu şekilde iyice kıvamını alıp lezzetlenene kadar kaynatın. Arzu ederseniz, sarımsak ve soğanı soteledikten sonra doğranmış havuç, kabak ekleyebilirsiniz.

Kaynamış olan suya hazırladığınız köfteleri atarak pişirin. Pişme esnasında tencerenin ağzını açık tutun. Köfteler piştiğinde, kuru nane serperek sıcak olarak servis yapın.

Hazırladığınız köfteler fazla olursa bir kısmını poşetleyip dondurucuda saklayabilirsiniz. Ben öyle yapıyorum. Daha sonra bu çorba suyunu hazırlayıp, dondurulmuş köfteleri çözdürmeden içine atarak pişirebilirsiniz.
Bu güzel lezzeti herkese tavsiye ederim. Köfteler oruktan (içli köfte) daha küçük olduğundan daha kolay yapılıyor. Yapacak olanlara kolay gelsin diyorum.
Afiyet olsun.

12 Ekim 2008 Pazar

Peynirli İrmik Tatlısı (Antakya Mutfağından)

Peynirli İrmik Tatlısı (Antakya Mutfağından)

Malzemeler:
2 su bardağı irmik
125 gr tereyağı
8 su bardağı su
5 su bardağı şeker
400 gr taze mayalanmış tuzsuz künefelik peynir

Üzeri için:
Tarçın


video

Yapılışı:
Tereyağını eritin irmiği ekleyip kavurun, kavururken irmiğin çok kızarıp yanmamasına dikkat edin. Hafif pembeleşip, kaşığa sarmayıncaya kadar kavurun. Karıştırarak suyunu ilave edin. İrmikler şişip muhallebi kıvamına geldiğinde şekerini ekleyin. Şeker miktarını arzunuza göre azaltıp çoğaltabilirsiniz. Şekerini koyunca hafif sulanacaktır tekrar muhallebi kıvamını aldığında, yıkayıp elinizde ezdiğiniz peynirleri ekleyip karıştırın. Ateşi kapatın ve tencerenin kapağını kapatarak bir 5 dakika kadar bekletin. Sıcak olarak tabaklara koyup üzerine tarçın serperek servis yapın.
Afiyet olsun.

Not: İsteyenlere diğer sayfamda daha önce yayınlamış olduğum benzer tarif için
Peynirli İrmik Tatlısı


10 Ekim 2008 Cuma

Su kabağı (Nar ekşili)

Su kabağı (Nar ekşili)

Bu yemeği sevgili arkadaşım Celile’ciğimin tarifiyle ( Su kabağı) yaptım, kendisine çok teşekkürler ediyorum. Bu güzel Urfa yemeğini sizlerle de paylaşmak istedim.


Image Hosting by PictureTrail.com
Malzemeler:
1 su kabağı
250 gr kuşbaşı et
1,5 su bardağı haşlanmış nohut
5 -6 adet domates
3–4 diş sarımsak
Kuru nane, tuz
1 çorba kaşığı biber salçası
2 çorba kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı limon tuzu veya 1 su bardağı koruk suyu ( ben nar ekşisi kullandım)
3 çorba kaşığı zeytinyağı




Yapılışı:
Kuşbaşı etleri, zeytinyağıyla birlikte pişmeye bırakın. Diğer taraftan kabağı soyun ve kare kare doğrayın. Domatesleri rendeleyin. Etler yumuşadığında üzerine salçaları, rendelenmiş domatesleri, tuz ve kabakları ekleyin. Üzerini örtecek kadar yeterli suyunu ekleyin. Kabaklar yumuşayınca haşlanmış nohutları, sarımsağı, ekşiyi (ben koruk suyum olmadığı için nar ekşisi kullandım) katın ve hepsi birbiriyle özleşene kadar bir taşım daha kaynatın. Ateşten alınca üzerine kuru nane serperek sıcak olarak servis yapın. Arkadaşımın önerisiyle yanında dondurucudan çıkarttığım içli köfteyle beraberce servis yaptım tabii yanında salatayla, bizlerin hoşuna gitti, sizlere de tavsiye ederim.
Afiyet olsun.

8 Ekim 2008 Çarşamba

Zeytinyağlı Kabak Yemeği

Zeytinyağlı Kabak Yemeği

Image Hosting by PictureTrail.com
Geçtiğimiz yıl hem yemek saati forum sayfalarından hem de blogcu sayfalarından arkadaşım Celileciğim( ocak başı ) bize resimlerini gördüğünüz bu su kabaklarını, acı yeşilbiberini ve tabii ünlü isotlarını göndermişti. Ama o sıralar pc de epey sıkıntılar yaşayıp yayınlayamamış, kışın da yayınlamak istememiştim. Yine yazı geçirdik sonbahara girdik ama bir türlü yazısını yazıp yayınlama fırsatım olmadı. Bugün sizlerle arkadaşımın gönderdiği su kabağından Antakya’da öğrendiğim zeytinyağlı kabak tarifini paylaşmak istedim. Diğer kabaklarla da yapabilirsiniz bu yemeği, ama su kabağıyla yapılanın lezzeti bir başka oluyor. Sonra da Celile arkadaşımın tarifiyle bu kabakla yapılan bir Urfa yemeğini de paylaşacağım sizlerle. Canım arkadaşım şu sıralar sayfasını güncellemese de çok güzel tarifler var sayfasında özellikle de Urfa yemekleri, ben çoğunu denedim, çok beğendik, sizlere de tavsiye ederim sayfasını ziyaret etmenizi, sizlerin de beğeneceğini umuyorum. Kendisine bu vesileyle tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Blogcu sayfalarında böylesi güzel dostluklarımızın daim olmasını diliyorum.
Bizlerin severek yediği bu yemeği umarım sizler de beğenirsiniz.

Malzemeler:
1 su kabağı
1 kâse dolusu haşlanmış nohut
3 kuru soğan
1 kg domates
1 baş sarımsak
1 tatlı kaşığı biber salçası (arzuya göre)
Kırmızı pul biber, kuru nane, tuz
2 tatlı kaşığı tozşeker
½ çay bardağı sızma zeytinyağı
3 çorba kaşığı nar ekşisi (arzuya göre miktar arttırılabilir)




Yapılışı:
Kabağı soyup yıkayın, boylamasına kesin. Sonra bunları verev şekilde doğrayın. Domatesleri küp küp, soğanları yemeklik doğrayın. Sarımsakları çok küçük olmayacak şekilde kesin. Sonra, domates, soğan, sarımsak, haşlanmış nohut, tuz, pul biber, şeker, biber salçası, eğer domatesler renksizse domates salçası, hepsini bir kabın içinde karıştırın. Sonra genişçe bir tencereye bir sıra kabak koyun, üzerine bu karışımdan yayın. Malzemeler bitene kadar, en üste hazırladığınız karışım gelecek şekilde yerleştirin. Üzerine zeytinyağını gezdirin, su eklemeyin, fazlasıyla sulanıyor, kısık ateşte tüm malzemeler iyice yumuşayana kadar pişirin. Ateşten almadan önce nar ekşisini gezdirin bir iki dakika daha ateşte tutun. Nanesini serpin ve ateşten alın. Ağzı kapalı olarak soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra servis kabına boşaltıp, pilavla birlikte servis yapabilirsiniz. Yanında da patatesli köfte ya da turşu da güzel olur.
Afiyetler olsun.

6 Ekim 2008 Pazartesi

Şeker Pancarı

Şeker Pancarı

Hiç şeker pancarı yediniz mi bilmiyorum ama ben severek yerim. Adından da anlaşılacağı gibi şeker gibi bir tadı var. Şekerpancarından şeker elde edildiğine göre tabii bundan doğal ne olabilir ki… Genelde bu mevsimlerde Samsun Ankara arasındaki yolculuklarımızda bolca şekerpancarı taşıyan traktörlere rastlarız. İşte bu yolculuklarımız sırasında onlardan bu pancarlardan alırız. Sonra bu pancarları bir güzel soyar iyice yıkar, birkaç parçaya böler ve su koyarak yumuşayana kadar haşlarım. Sonra da dilimleyerek bu şekilde yeriz.
İsterseniz biraz sarımsak ve sirke karışımını bu dilimlenmiş pancarların üzerine dökerek buzdolabında bir gün beklettikten sonra turşu gibi de yiyebilirsiniz. Her iki şekliyle de güzel oluyor, yapacak olanlara kolay gelsin.
Afiyet olsun.

4 Ekim 2008 Cumartesi

Libye (Taze börülce) (dondurucu için)

Libye (Taze börülce) (dondurucu için)

Malzemeler:
3kg taze börülce
1 kg domates



Yapılışı:
Börülceleri ayıklayıp yıkadıktan sonra, küçük küçük kesin. Domatesleride yemeklik doğrayın ve her ikisini birden bir tencereye alarak ara ara karıştırarak kavurun hiç su eklemeyin, domatesin suyu yeterli olacaktır. Arzunuza göre daha fazla da domates kullanabilirsiniz. Börülceler yumuşayıp suyunu çektiğinde ateşten alın ve soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra poşetlere koyarak, pipetle havasını alın ve ağızlarını kapatarak dondurucuya koyun. İstediğinizde dondurucudan çıkarıp çözdürmeden yemeğini pişirebilirsiniz.
Afiyet olsun.

2 Ekim 2008 Perşembe

Renkli domatesler + Börülce Salatası

Renkli domatesler + Börülce Salatası

Sevgili arkadaşlarım bu sıralar biraz yoğunluk nedeniyle ziyaretlerinize gelemedim, kusura bakmayın, ama daha sonra inşallah hepinizin ziyaretlerine geleceğim. Ziyaretleriniz için hepinize çok teşekkürler ediyorum, inşallah hepiniz de bu sürede çok güzel bir bayram geçirmişsinizdir ve daha nicelerinde de dilerim birlikte oluruz.

Daha önceki yazılarımdan Samsun’daki organik pazarımızdan bahsetmiştim. İşte bu pazarımızdan aldığımız renkli domatesler, seyri bile güzel, lezzetlerine diyecek yok, hele o yeşil domatesler olmamış gibi görünmesine rağmen öylesine tatlıydı ki, hepinize de tavsiye ederim. İşte o gün börülce salatası da yapmıştım ve renkli (sarı + kırmızı + yeşil) domateslerimizle de renklendirdim, sizlerle de paylaşmak istedim. Börülce salatasının tarifini hepiniz biliyorsunuzdur ama ben bir de benim yaptığım şekliyle tarifini vermek istedim.

Malzemeler:
500 gr taze börülce


Sosu:
1tatlı kaşığı biber salçası
3 çorba kaşığı nar ekşisi
1 limon suyu
½ çay bardağı sızma zeytinyağı
Kırmızı pul biber




Yapılışı:
Börülceleri ayıklayıp yıkadıktan sonra, bir tencereye alın, su ve tuz koyarak börülceler yumuşayana kadar haşlayın. Daha sonra süzüp soğuyunca bir servis tabağına alın. Ayrı bir yerde sos için gerekli malzemeyi iyice karıştırın ve haşlanmış börülcelerin üzerine dökerek karıştırın, arzunuza göre domates dilimleriyle süsleyin. Buzdolabında bir saat kadar beklettikten sonra servis yapabilirsiniz. Böylece bekleme süresinde daha da lezzetleniyor.
Afiyet olsun.

Pamukkale Fotoğrafları:
Denizli Pamukkale

Pamukkale Slayt ve yazıları:
Denizli – Pamukkale ve antik müzesi 1